Geçmişten günümüze…

Öğretim Görevlimiz Sabahat Kılıç Bülbül'ün "Vitray ve Geleneksel Türk Sanatları" alanında ortaya koyduğu eserler hayranlık uyandırıyor.

Aynalar üzerine yapılan çalışmalar, uzmanlık alanı vitray sanatı olan Sabahat Kılıç Bülbül'ün sergisinde en önemli yere sahip eserlerdendi.

Sabahat Kılıç Bülbül, geçtiğimiz günlerde açtığı sergisinde, otuz eşsiz eseriyle geleneksel Türk sanatlarını ziyaretçilerle buluşturdu. 6. Uluslararası Bilim Günlerinin açılışı kapsamında, 4-5-6 Mayıs tarihlerinde Fethi Toker Güzel Sanatlar Fakültesi fuayesinde gerçekleştirilen "Vitray ve Geleneksel Türk Sanatları" sergisinde, hocamızın vitray, ayna, tezhip, minyatür, ebru, hat ve kaat’ı çalışmalarından oluşan eserler sergilendi. Son bir yıllık çalışmalarının yanında öğrencilik yıllarına kadar uzanan eski çalışmalarına da sergide yer verdiğini dile getiren hocamızla bu sergi vesilesiyle bir sohbet gerçekleştirdik.

Sergiye gösterilen ilgiyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sergimize gerek öğrencilerin gerekse dışarıdan katılan misafirlerin ilgisi oldukça memnun ediciydi. Özellikle alan dışı öğrencilerin yoğun ilgisi beni çok mutlu etti. Geleneksel Türk sanatlarımızı onlara en iyi şekilde tanıttığımıza inanıyorum.

Geleneksel Türk sanatlarıyla ne zaman tanıştınız ve bu alanda eğitim almaya nasıl karar verdiniz?

Lise öğrenimimden sonra eğitime on beş yıl kadar ara verdim. Çocuğum ana okuluna başladıktan sonra ilk ve tek tercihim olan Safranbolu Meslek Yüksekokulu Geleneksel El Sanatları bölümüne yerleştim. Severek ve isteyerek geldim. Bu alandaki temelimi bu okuldan aldığım için burayı ikinci evim olarak görüyorum. Başta kurucu rektörümüz Prof. Dr. Burhanettin Uysal hocamız olmak üzere bütün hocalarımın üzerimde emekleri çoktur. Onlara sonsuz teşekkür ediyorum. Onlardan gördüğüm ilgi ve sevgiyi şimdi ben de öğrencilerime vermeye çalışıyorum.

Sabahat Hocamız ziyaretçilere hat ve tezhip alanında yaptığı etkileyici çalışmaları tanıtırken.

Çalışmalarınızı oluştururken çektiğiniz en büyük sıkıntılar nelerdir?

El sanatlarında çekilen en büyük sıkıntı malzeme sıkıntısı. Safranbolu’da birçok malzemeyi temin etmekte zorlanıyoruz. Eserlerimizde gerçek altın kullanılıyor, kullandığımız fırçalar pahalı ve buradan temini zor. Bir eser için çoğunlukla altı ay-bir yıl arası bir zaman harcıyoruz. Bizi asıl üzen durum, bu kadar pahalıya mal edilen, böylesine zaman ve emek harcanan eserlerin hem maddi açıdan hem de manevi olarak yeterince değer görmemesi.

Diğer bir sıkıntı da meslek yüksekokullarının geleneksel el sanatları bölümüne öğrenci alınırken öğrencilerin yetenek sınavına tabi tutulmamaları. El becerisine dayanan bu bölüme bilinçsizce gelen öğrencilerin kendileri de sıkıntı yaşamakta bizi de zora sokmaktadır. Bu yüzden bu bölümler iyi tanıtılmalı ve yüksekokulların beceri isteyen alanlarına bir yetenek sınavı getirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır.

Ayrıca Geleneksel El Sanatları bölümümüzde hat, tezhip, minyatür, ebru, kaat’ı, vitray, ahşap gibi derslerin eğitimi verilmektedir. Bölümümüze sınavsız geçiş yapan meslek lisesi çıkışlı öğrencilerimiz nakış eğitimi aldıkları ve bu bölümün dersleri hakkında bilgi sahibi olmadan geldikleri için zorlanmaktadırlar. Burayı tercih eden öğrencilerimizin bölümün neleri kapsadığını araştırarak gelmeleri hem kendileri hem de bizim için daha olumlu sonuçlar verecektir.

S. K. B: "Mezun olan öğrencilerimin neredeyse tamamıyla irtibat halindeyim."

Bu alanda birçok çalışmanız olduğunu ve birçok başarıya imza attığınızı biliyoruz. Bu başarıları okurlarımızla da paylaşır mısınız?

Alanım cam, vitray üzerine. İstanbul’da özel vitray sanat tasarım dersleri aldım. Lisansımı Süleyman Demirel Üniversitesinde, yüksek lisansımı Gazi Üniversitesinde tamamladım. Buradaki çalışmam dini ve sivil mimarideki alçı vitraylar üzerineydi. Yüksek lisans tezimde Safranbolu’daki revzenleri ele aldım. (Safranbolu Belediyesi tezimi kitap olarak bastırma hazırlığında şu an ) Alçı vitraylar (revzen) sadece Osmanlıda görülen bir sanat. Safranbolu’da yıkılmaya yüz tutmuş çok eski yapılarda bunlara rastlıyoruz. Bu eserleri tüm ölçekleriyle kayıt altına aldım. Bu çalışmayla gelecek nesillere bir envanter bırakmış olduğumuzu umuyorum. Karabük Üniversitesi bünyesinde rektörlük binasında ve farklı birimlerde dekorasyon çalışmalarım bulunmaktadır.

Şu anda Karabük Üniversitesi Camii iç dizayn tasarımı üzerine bir çalışmamız bulunmakta. Bu çalışmada bilinen camilerdeki bezemelerin aksine caminin iç dizaynında tamamen cam öğesi kullanarak bir ilke imza atmak istiyoruz. Ancak cam tercih etmemizin tek sebebi farklılık yaratmak değil. Diğer camilerde kullanılan kalem işleri zaman içinde bozulmalara maruz kalıyor ve restorasyon gerektiriyor. Ehil ellerde olmadığı zaman da orijinalliğini kaybediyor. Aynı zamanda bu restorasyonlar yüksek maliyetler gerektiriyor. Camın en büyük özelliği zamana karşı dayanıklı olmasıdır. Biz de oluşturduğumuz eserin orijinalliğini uzun süre korumak, restorasyonla meydana gelebilecek bozulmaları önlemek ve farklı bir sanat eseri ortaya çıkarmak adına camı tercih ettik.

Hocamız, yapımı tamamlanmak üzere olan Karabük Üniversitesi Camii'nin iç dizaynında tamamen cam öğesi kullanıldığını ve bunun bir ilk olduğunu belirtiyor.

Okulumuzda sanatçı eller yetiştiriyorsunuz. Mezun öğrencilerimizden şu an görüştükleriniz varsa onların başarılarından da söz edebilir misiniz?

Mezun olan öğrencilerimin neredeyse tamamıyla irtibat halindeyim. Öğrencilerimle aynı yolu takip ederek buralara geldiğim için onlarla aynı dili konuşuyoruz ve onların sıkıntıları çok iyi anlıyorum. Hepsini elimden geldiğince takip ediyorum. Işık gördüğüm öğrencilerime referans olup onları yönlendiriyorum. Üç-dört yıldır okul birincisi bizim bölümümüzden çıkıyor. Fakülteye geçiş yapan birçok öğrencimiz var. Sanata bir ucundan bulaşan bir insan ondan kolay kolay kopamaz, vazgeçemez. Bu yüzden kendilerine mutlaka mutlu olacakları bir görev alanı buluyorlar. Fikirlerimizi almak için bizleri arıyor, bizzat gelip çalışmalarını gösteriyorlar. Bağlarımız kopmuyor çünkü sanat bizi bir arada tutuyor.

İki yıl geleneksel Türk sanatları için kısa bir süre. Mezun olan öğrencileri bir çatı altında toplayıp kendilerini geliştirmelerini sağlamak ve onlara bir istihdam alanı oluşturmak için bir AB projesi sundum. Öğrencilerimizin çalışmalarını paraya da dönüştürebilecekleri bir “Safran Nakkaşhanesi” kurmak istiyorum.

“Ebru Her Yerde” adlı bir Grundtvig projeniz olmuş. Buna istinaden şu soruyu yöneltmek istiyorum: “Ebru” sanatının psikolojik tedavilerde kullanıldığını biliyoruz. Bu sanatın insan ruhundaki etkisi üzerine ne düşünüyorsunuz?

Medrese eğitimi verilen dönemlerde ebru sanatıyla rehabilitasyon gerçekleştirildiğini biliyoruz. Bu aynı şekilde günümüzde de devam etmektedir. Ebru sanatının suyla temaşesi insan ruhunu olumlu yönde etkiler. Ebru sanatında ortaya çıkan eser insanın o anki ruh halinin hatta ortamdaki enerjinin bir yansımasıdır. İyi bir ebru ortaya çıkarmak için eski ustaların tabiriyle “teknenin keyfinin geldiği an”ı yakalamak zorundasınız. Ebru bu yönüyle tahammülsüzlüğü aşıp sabrı yakalamaya yardımcı olur. Adeta bir parmak izi gibidir. Ebrunun bir eşini daha yapmak mümkün değildir. Çünkü içine bulunduğunuz enerji sürekli değişiklik gösterir. Ebruyu sadece kağıt üzerine değil kumaş, cam, ahşap ve farklı materyaller üzerine de çalışmaktayız.

Özel rehabilitasyon merkezlerinde ve sosyal hizmetler bünyesinde sanat çalışmalarım oldu. Onlarla çalışmanın keyfini hiçbir şeye değişemem. Oradaki öğrencilerden alınan dönütler, sizi bir anne olarak görmeleri çok farklı ve paha biçilemez.

Sanata ve okulumuza kattığınız değer için teşekkür ederiz. Sitemiz aracılığıyla son olarak ne söylemek istersiniz?

Sanat güzeli aramaktır. Güzeli aramak ve bu yolda uğraş vermek de insanı mutlu ve huzurlu kılıyor. Yorulmuyor dinleniyorsunuz hatta bir eser ortaya koyduğunuz zaman yenilenmiş, yeniden doğmuş gibi oluyorsunuz. Mutlu olduğum bir ortamda, beni mutlu eden bir işi severek yapmaktayım. Bana bu imkânı sundukları için ben de okulumuza teşekkürlerimi sunuyorum. Sanat aracılığıyla dokunabildiğimiz tüm gönüllere selam olsun…


© Başarı Öyküleri Bandı Tasarım ve Programlama: İ. R. Karaş